15Kişi Şuanda Sohbet Ediyor

Hemen Sohbete Başlayın

www.seslidostlarim.com

Kapı kethüdası konağın hizmetlerini görsün diye bir cariye tahsis etmişti. Bu cariye her akşam Sultan'ın yatağını serer, başucuna su testisi ve bardak koyar, havlusunu, ibriğini, leğenini yerli yerince bırakır sabah da bunları değiştirir, temizler odanın hizmetini yürütürdü. Meğer bir gün cariye geç kalmış, yahut Sultan odasına erken teşrif etmiş. Göz göze gelmişler. Bakışları kısa bir müddet, ipek bir giysiden esen sabah rüzgarı misali birbirinin göz bebeklerinden süzülüp geçmiş. Sonra kız telaşa kapılmış ve berrak sular kadar temiz yüzünü hemen yere indirmiş. Sultan'ın bakışlarından etkilenmiş elbette. Sonraki gün ...derken cariyecik dayanamamış bir gün Sultan'ın yatağının üstüne bir not bırakmış: "Derdi olan neylesin?" Sultan akşam odasına gelip de yatağının üzerinde küçük kağıt parçasını bulunca durumu anlamış, karşılaştıkları günü hatırlamış ve gülümseyerek kağıdın arkasına bir cevap yazıp aynı yere bırakmış: "Durmasın söylesin!" Zavallı cariyecik ertesi gün odaya girince önce kağıdı aramış. Bakmış ki bıraktığı yerde duruyor, yüreği duracak gibi olmuş. Sultan'ın cevabını okuyunca da cesareti iyiden iyiye artmış. kağıdı çevirip kendi ilk cümlesinin altına bir soru daha ilave etmiş: "Korkuyorsa neylesin?" Akşam Sultan cevabı yine yazmış: "Hiç korkmasın söylesin." Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiş. Akşam olunca aşkını Sultan'a söyleyecekmiş. İçinden de "Ne olacaksa olsun artık!" demekteymiş. temizliğini bitirdiği halde gitmeyip beklemiş. Sultan geldiğinde cariyeyi utandırmamak için başını yere eğmiş ve "Buyurunuz sizi dinliyorum," deyivermiş. Mahcup kız bütün cesaretini toplamaya çalışmış ama nafile. Dizleri titremekte, ayaklarının dermanı kesilmekteymiş. Titreyen ellerini gizlemek için elleriyle direseklerini tutup kollarını kavuşturmuş. O kadar ki kolları, titreyen ellerini titremesin diye tutmaktan kaskatı kesilmiş. O sırada Sultan yüzüne bakmış. Kız utanmış. Kalbinin yerinden fırlayacağını sanmaktaymış. Dili dolaşmış, bütün cesaretini toplayarak kekelemeye başlamış: "Efendim... Şeyy... Cariyeniz... Size..." Eski bir kitapta yazılıdır; Mecnun'un kabilesi bir araya gelmiş ve Leyla'nın obasına bir haber göndermişler: "Bu delikanlı aşktan helak olacak; azıcık merhamet gösterseniz de bir kere olsun Leyla'yı görmesine izin verseniz ne ziyanı olur?" Leyla'nın obasından cevap gelmiş "Onun Leyla'yı görmesini engellememiz Leyla için değil, onun içindir. Zira o, Leyla'yı görmeye dayanamaz diye korkuyoruz." Bunun üzerine Mecnun'u getirmişler. Daha Leyla'nın kapısını araladıkları vakit Mecnun Leyla'nın gölgesini görmüş ve yere yığılıvermiş. Zavallı cariyecik de , işte bu hale girmiş olmalı ki Sultan'ın huzurunda cümlesinin sonunu getiremeden yığılıp kalmış. Sultan, bir kalbe sığamayacak kadar büyük olan bir aşkın yere düşmesine elbette razı olmamış, cansız bedenini yakalayıp kucağına almış. Başını dizlerine koymuş. Kızın serpuşunu çıkarıp kapkara saçlarını önüne yaymış. Donuk gözleri artık tam da kendisine bakmaktaymış. Öylece karanlık iyice çökesiye kadar göz göze bakışmışlar. Kız öte alemden, Sultan bu alemden.

Yazar : mejnun
22 May Çar 15:36
243 Görüntüleme

Etiketler:


Gönder

Popüler Yorumlar